- 01 Tem 2022 - 09:30

Erciş'te Diplomasız heykeltıraş: Bahçesinde yaptığı müzeyle tarihe ışık tutuyor

Van'ın Erciş ilçesinde yaşanayn Şahvelat Kılıç, hiç bir eğitim almadan heykel yapmayı öğrendi. Sanatta ırkçılığa yer olmadığına dikkat çeken Kılıç," Sanat benim canım ciğerimdir. Ben sanata aşığım" ifadeleriyle sanatla tanışma hikayesini anlatıyor.

Çocukken çamurdan ve oyduğu tahtalardan oyuncaklar yapan Şahwelat Kılıç, ilerleyen yaşında bu yeteneği sanatsal figürlerle zenginleştiriyor.

Babasının maddi imkanları olmadığı için eğitimini yarıda bırakmak zorunda bıraktığını söyleyen Kılıç, hiçbir teknik bilgi almadan heykeller ve resimler yaparak sanatına tanık olanları kendisine hayran bırakıyor.

Van'ın Erciş İlçesi'nin çok fazla medeniyete ev sahipliği yaptığını ve bu tarihlerden kalan kalıntılara rağmen, şehirde henüz bir müzenin olmadığına dikkati çeken Kılıç, yaşanan bu eksikliği kendi bahçesinde tamamladığını ifade ediyor.

Bilgi ve yeteneklerini birleştiren sanatçı, yaptığı minyatür ve heykellerle bahçesinde küçük bir müze yapmayı başarmış. 
 


Van'ın Erciş ilçesi Işıklı Mahallesi'nde yaşayan Şahwelat Kılıç, çocukluğundaki hayal dünyası bir süre sonra kendisi için ekmek kapısına dönüştürür.

Bölgede "heykeltıraşlık" denilince akla gelen ilk kişi olarak bilinen, ancak yaptığı heykellerden para kazamadığını ifade eden 6 çocuk babası Şahwelat Kılıç, geçimini yaptığı mezar taşlarından sağladığını söylüyor.

Tek istediğini doğuştan aldığı yeteneği gençlere taşımak için bir atölye kurmak istediğini ifade eden Kılıç, bu duygularından faydalanan yetkililerin kendisini aldattığından yakınıyor.

Geçmişte Erciş Belediyesi'ne birçok heykel ve eser kazandırdığını aktaran Kılıç, bu heykelleri yapma karışığında kendisine bir atölye yapılacağı sözü verildiğini; ancak bu vaadin yerine getirilmediğini iddia ediyor.

Akdamar Adası restorasyonunu yetersiz bulduğunu da dile getiren Kılıç, "Bana imkan vermiş olsalardı, ben orada tahrip olan yapıtları orijinali gibi yapardım" ifadeleriyle özgüvenini açığa vuruyor.

Ağa çocuğu olmadığı için zamanında akademi okuyamadığını söyleyen Kılıç, "Yapamayacağım heykel yoktur. Siz bana hayalinizi söyleyin, ben hayalinizi taşa işleyeyim. Ancak bana diploma sorarsanız diplomam yok. Fakat referansım, yaptığım ve Erciş'in simgesi haline gelen heykellerdir" diyor.
 


"Ağa çocukları okudu, ben okuyamadım!"

Okumaya istekli olmasına rağmen maddi imkansızlıklar nedeniyle eğitimini tamamlayamadığından yakınan Kılıç, yaşantısını özetle şu ifadelerle aktardı: 

Çocukluğumdan beri bende bir sanat sevgisi vardı. Duvarlara resimler ve kil toprağından heykelcikler yapardım. Çocukluğum yoksulluk içinde geçti. Babam yoksul bir çiftçiydi. Sadece ilkokulu okuyabildim. Hayatım büyük bir sefalet içinde geçti.

Sanata ilgim resimle başladı. Resme olan bağımlılığım hayal dünyamı güçlendirdi. Düşündüğüm ve gördüğüm her şeyi resme döküyordum. Kalemim olmadığı zamanlar çiviyle resimler yapıyordum. 6-7'lik çivilerle çamur sıvalar üzerinde resimler yapardım. Tahta kapılarımız üzerine resimler çizerdim. Bu yüzden babam bana çok kızardı. Benim yüzümden annem de azarlanırdı. Bu resim isteği zamanla yeteneğimin gelişmesine yol açtı.

Okuduğum Erciş Yatılı Okulu'nda 850 öğrenci vardı. 3 derste ben birinciydim. Tarih, coğrafya ve resim… Fakat maddi durumumuz iyi olmadığı için babam beni okutmadı. Orada parası olan, zengin olan bir sürü ağa çocuğu vardı. Hiç biri benim gibi başarılı değildi. Ancak okumaya istekli olan benim gibi çocukların parası olmadığı için okuyamadılar. Paralı olan çocukların okumaya hevesleri yoktu; bunlar okudular, biz kaldık. 

"Kandırıldım"

Kılıç'ın en büyük hayali okumak ve okulunu bitirmekti. Ancak ailenin ekonomik koşulları buna izin vermemişti.

Fakat bir şekilde hayatına yön vermesi gerekiyordu. Kılıç, bu yönü, kendisine doğuştan verilen bir yetenekle sağlamaya çalıştı.

Elindeki sanatı ekmek kapsına dönüştüren Kılıç, şunları anlattı: 

Yaptığım bir takım eserleri duyan dönemin Erciş Belediye Başkanı Ebubekir Çiftçi, (1996 yılında Erciş Belediye Başkanlığını yaptı) elimden tuttu, kısmi bir destek verdi bana. Erciş'in birtakım merkezlerinde yaptığım eserlerle bölgede tanınmaya başlandım. Emrah Selvi ve Erciş'in sembolü haline gelen birçok heykeli ben yaptım. Maalesef belediye, sanatıma karşı ilgisiz kaldı; adeta kandırıldım. Baktım ki tek başımayım. Ben de kendi imkanlarımla bir heykel atölyesi açtım, gençlere bu mesleği öğretmek istedim. Bu sefer bütün devlet kapıları üzerime kapandı. Kütür Bakanlığı'na birkaç kere mektup yazdım. Mektuplar halen duruyor.
 



"Bahçesinde bir müze inşa etti"

Sanatını duyurmak için verdiği bütün çabaların sonuçsuz kaldığını söyleyen Şahwelat Kılıç, fakat yine de pes etmiyor.

Bölgenin tarihi ve kültürel bakımından çok zengin olmasına rağmen, bunun belgelenmesi ve gelecek nesillere aktarılması konusunda yeterli bir çalışmanın olmadığını fark ediyor.

Yaptığı mezar taşlarından kazandığı paralarla kendi bahçesini müzeye dönüştüren Kılıç, evinin hemen yanı başında duran ve Anadolu'nun tarihte ilk ızgara kent özelliğini taşıyan Arzaşkun Kalesi'nin minyatürünü yaparak bir ilke imza atıyor.
 




Bununla birlikte Kılıç, Mitani, Sarturi ve Sümerlere ait tarihi anlatan heykel ve figürler de inşa etmiş.

Yaptığı bu eser, bunlarla sınırlı kalmayan Kılıç, İstanbul'da bulunan tarihi Galata Kulesi, Türk edebiyatının önemli isimlerinden olan Ahmed Arif ve Aşık Veysel'in de minyatürünü yaparak ziyaretçilerine bu konularla ilgili bilgiler aktarmayı ihmal etmiyor. 
 


"Tarih benim canımdır ve evrenseldir"

Tarihe aşık olduğunu ve yaptığı eserleri büyük bir aşkla işlediğini söyleyen Kılıç, tek isteğinin bu tarihsel verilerinin yok olmaması olduğunu dile getirdi:

Ben tarihi çok seviyorum. Bazıları tarihi getirip ırkçılıkla yorumluyor; ben buna çok karşıyım. Bazıları başka milletlerin tarihini sevmediğini söylüyor. Ben şaşırıyorum onlara. Nasıl sevmezler tarihi, tarih evrenseldir. Ben yeryüzünde yaşanmış bütün milletlerin tarihini seviyorum. Sanata hor bakılmalı, sanat bir milletin ve bütün insanlık toplumunun hakikatidir. Sanat benim canım ciğerimdir, sanat bir ülkenin aynasıdır. Bü ülkeye turistler geliyorsa sanat için geliyor. Binalar için gelmiyor, aynı binalar onların da ülkesinde var. Bu ülkeye geçmiş medeniyetleri ve tarihleri araştırmak için geliyorlar. Fakat gelenlerin çoğu eli boş dönüyor.

"Eskiden Bağdat Müzesi vardı bizler onu yaktık. Neden yaktık; bu sanata karşı olan yaklaşımımızdı" diyen Kılıç, "Akdamar Kilisesi'nin restorasyonu yapıldı, bana deselerdi ben gider oradaki taş heykelleri orijinaline uygun bir şekilde onarabilirdim. Beni çağırmadılar, bu da beni üzdü. Bu memleket hepimizin benim tek istediğim memleketimize değer katan çalışmalar üretmek. Ancak maalesef bu bilince tanık olamıyorum" ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

İdris Yılmaz / Independent Türkçe

01 Tem 2022 - 09:30 Van/ Erciş- Gündem --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbr Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbr Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbr Çaldıran editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbr Çaldıran değil haberi geçen ajanstır.