Cumhuriyet'in 100 yılında eyalet sistemine mi geçiliyor ve Kılıçdaroğlu’nun çözümü nedir?

Kenan Evren tarafından Ekim 1983'te bölge valilikleri kararnamesi hazırlandı ve kararname kısa süre sonra göreve başlayan Özal hükümetine gönderildi. 71 Sayılı Bölge Valiliği Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'de Türkiye'nin, her birinde merkez bir ilin bulunduğu sekiz bölgeye bölünmesi ve zamanla valilerin halk tarafından seçileceği "bir eyaletler yönetim biçimine" geçilmesi öngörüldü ancak Özal hükümeti, Evren'in talebiyle hazırlanan bu kararnameyi reddetti.

Kenan Evren’in bu önerisini reddeden Turgut Özal’ın başında bulunduğu ANAP hükümetinin İçişleri Bakanlığı, 1990 yılında Türkiye'nin 13, 15 veya 18 eyalete bölünmesi önerisini getiren bir rapor hazırladı. Dönemin muhalefeti Süleyman Demirel, Tansu Çiller ve Erdal İnönü; Özal’ın bu girişimlerine çok sert tepki gösterdi. Eyalet sistemi masasında bekleyen Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ömrü bunu hayata geçirmeye yetmedi. 17 Nisan 1993 günü şüpheli bir ölüm ile hayata veda etti.

Turgut Özal’a bu konuda ki çözüm önerilerini şiddetle reddeden Erdal İnönü’de 1992’de iktidara geldikten sonra eyalet sistemini savundu. SHP Genel Başkanı Erdal İnönü, "Yerel demokrasinin güçlenmesi, yerel vergi alınması, yerel masrafların bir kısmını yerel kaynaklarla toplamak... Bunlar düşündüğümüz modelde olan şeyler. Bunlar hep olacak. Eyalet sistemi ayrıca düşünülebilir." Diye konuşunca iktidar ortağı DYP’nin Ekonomiden sorumlu Bakanı Tansu Çiller; “ Bunları gündeme getirmek bile terör örgütünü umutlandırır, güçlendirir” diyerek eyalet tartışmalarına son noktayı koydu.

İnönü’nün eyalet sistemi önerisine karşı çıkan Tansu Çiller bir süre sonra başbakan oldu ve “ Bask modeli ile sorunu çözebiliriz” dedi. Yer yerinden oynadı. Başbakanlığa başlar başlamaz bu sözleri eden Tansu Çiller daha sonra Kürtlere yönelik en büyük şiddeti uygulayan Başbakan olarak tarihe geçti. 1993-1996 yıllarında 5 bin köy boşaltıldı, 17.500 faili meçhul cinayet işlendi, işkenceye sınırsız serbestlik tanındı. Cumhuriyet tarihinin en kanlı dönemlerinden biri yaşandı. 3 Kasım 1996’de Susurluk’ta meydana gelen trafik kazası ile bütün bu katliam ve kirlilikler ortaya saçıldı. Tansu Çiller bu kanlı dönemi; “ Bu vatan için kurşun atan da yiyen de şereflidir” diyerek savundu.

Kim reddettiyse bir süre sonra bizzat eyalet modelini gündeme getirdi. Muhalefetteyken eyalet sistemini reddedenler iktidara geldiklerinde ortaya bu fikri attılar ama kısa sürede vazgeçmek zorunda kaldılar.

Yakın zamanda Recep Tayyip Erdoğan’da “ Osmanlıda eyalet sistemi vardı. Lazistan, Kürdistan vardı; bugün neden olmasın” dedi ama kısa süre içinde ulus devletin sınırlarına dönerek “ "Böyle bir şey yok, benden duydunuz mu? Yok. 1923'te bu konu kapanmıştır” diyerek kendini tekzip etti. Zaten bu açıklamasından sadece 1 yıl sonra Tansu Çiller dönemini aratmayan politikaları hayata geçirdi.

Türkiye’nin yıllardır tartıştığı ve sürekli çekince koyduğu eyalet sistemi bütün dünyada uygulanan bir sistem: Almanya 17, Amerika 50, Arjantin 27, Avustralya 19, Brezilya 26, Bolivya 9, Ekvator 22, Meksika 36, Peru 19, Paraguay 17, Venezuela 23, Kanada 10, İran 30, Çin 27 eyaletten oluşmaktadır. 208 devletin bulunduğu dünyada 544 eyalet bulunmaktadır. Dünya bu sisteme kapalı değil ve etnik sorunların yaşandığı ülkelerde hayata geçirilen bir çözüm modeli oldu. Kaldı ki Eyalet sistemi, Osmanlı İmparatorluğu'nun temel devlet yapısı olarak yüzyıllar boyu kullanılmıştır. Bugün İran’ın 30 eyaletinden biri Kürdistan eyaletidir.


Hatta 1941’de Türkiye’nin 7 coğrafik bölgeye ayrılmasının altında yatan temel nedenin ileride bir eyalet modeli ihtimali olduğu yönünde uzun süredir devam eden görüşler mevcut.

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu; “Kürt sorununu HDP ile çözebiliriz” şeklinde açıklamalar yapınca haliyle aklımıza nasıl bir çözüm sorusu geliyor. Eyalet mi, federasyon mu gibi sorular sorulmaya başlandı bile. İlk olarak Irak Federal Kürdistan yönetimini ziyaret eden CHP, şimdi Türkiye’de Kürt sorununun varlığını kabul ediyor ve HDP ile çözebileceklerini söylüyor. Devletin kurucusu ve Kürt sorununun yaratıcısı CHP gibi bir partinin liderinin bu açıklamaları oldukça önemlidir. Meseleye muhataplık tartışması üzerinden bakmıyorum. Muhatap zaten bellidir ve görüşmeler yeniden başlarsa İmralı’nın kapısı mutlaka çalınacaktır, bu kaçınılmaz. Bugüne kadar hep şunu savundum Türkiye’de İslamcılar olarak bilinen muhafazakârlar ile Kürt sorununu çözülmez. Kürt sorunu asıl muhataplarıyla yani Kemalistlerle çözülebilir. CHP’nin tam da Cumhuriyetin 100 yılına denk gelecek biçimde bu açıklamayı yapması oldukça manidar ve önümüzde ki birkaç yıla dair önemli işaretler veriyor.

Peki, Kılıçdaroğlu’nun çözüm önerisi nedir, Kürt sorunu diyerek neyi kastediyor?


Kenan Evren gibi bir diktatör dahi çözümü eyalet sisteminde bulmuşken CHP ne diyecek?


İki yıl sonra iktidara gelmesi muhtemel CHP’nin Kürt sorununa dair bir çözüm haritası ve ya da programı var mı?

CHP’de AKP gibi soruna sadece silahların bırakılması ve çatışmaların durması olarak bakarsa daha başından çözüm değil kördüğüm olur. AKP’nin yaptığı gibi meseleye toplumsal haklar değil, bireysel bazı haklar olarak bakarsa büyük bir yanılgıya düşer.

CHP’nin referans alması gereken kesinlikle Atatürk’ün Sivas ve Erzurum kongrelerinde Kürtlere verdiği özerklik sözüdür.

Kılıçdaroğlu, Atatürk’ün Kürtlere verdiği muhtariyet sözünü Cumhuriyetin 100 yılında hayata geçirirse Atatürk’ün sözlerini yerine getiren lider olarak tarihe geçecektir. Kürt sorununu çözen bir CHP bir daha bu ülkede iktidarı İslamcılara kaptırmaz ve 100 yıl daha ülkeyi yöneten konumunda kalır.

Anlaşılan o ki CHP; Cumhuriyetin kuruluşunun 100 yılında yeniden iktidara gelmeyi planlıyor. Genel görüş CHP’nin 2023’te iktidarın en büyük adayı olduğu yönünde.

CHP İktidara geldiğinde Atatürk’ün 1921 ruhuyla hareket ederse hem Türkiye hem de Kürtler kazanır ancak CHP 1930 ve 1940’ların katliamcı-otoriter milli şef döneminin politikalarını sterilize ederek konserve etmeye çalışırsa Türkiye’yi zorlu bir dönem bekliyor demektir. Kılıçdaroğlu: “ Kürt meselesini HDP ile çözeriz” dedi ama Kürt meselesinin çözümünden neyi kastettiğini henüz bize söylemedi.

Kılıçdaroğlu’da Atatürk gibi amacına ulaştıktan sonra verdiği sözleri unutur mu, bu da güçlü bir ihtimal olarak karşımızda duruyor.

Kürtler için her türlü ihtimal mevcut ama Kürtlerin bugüne kadar yaşadıkları akıllara Müzeyyen Senar’ın şarkısında geçen şu sözleri getiriyor:

“Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin”

Kürtlerin endişe ettiği durum da budur. Kim iktidara yakınsa ya da iktidara gelirse ilk önce güzel laflar ediyor ve Kürtleri öldürmeye başlıyor. Kılıçdaroğlu, Kürtlerin endişelerini gidermek istiyorsa çıkıp açıkça Kürt programını kamuoyuna deklare etmeli. Kürtlerin beklentisi de bu yöndedir

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Candemir - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbr Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbr Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbr Çaldıran editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbr Çaldıran değil haberi geçen ajanstır.