Oktay Candemir Yazdı: Apê Musa

*Dersim katliamına gösterdiği tepkilerin ardından Zübeyde Hanım’a hakaret ettiği gerekçesiyle 45 gün gözaltında tutulduğunda henüz 20 yaşındaydı.

*1943 yılında İstanbul’da Dicle Talebe Yurdu müdürüyken ıslık çaldığı için gözaltına alınır ve yaşadıklarını şöyle anlatır: “Beni tekme tokat dövdüler ve sonra “ Ulan it oğlu it, bu kadar güzel Türkçe plak varken ne b*k yemeye yurtta Kürtçe ıslık çalıyorsunuz?’ dediler”

*Kürtçe şiiri "Qimil / Kımıl" sebebiyle 1959 yılında 49'lar davasında idamla yargılandı. 27 Mayıs Darbesi'nde aftan yararlanarak serbest kaldı.

*1963'te 23'ler davası ile tekrar cezaevine girdi. Mamak, Sultan Ahmet, Balmumcu, Seyrantepe ve Nusaybin cezaevlerinde yattı. 12 Eylül Darbesi'nde Kürtçülük propagandası yapmaktan tutuklandı. Yaşamı boyunca toplam 11,5 yıl hapis yattı.

1990’ların başında Kürtlerin kitleselleşen hak mücadelesinde halkının yanında durdu. Bedelinin ağır olacağını bile bile o yaşına rağmen düştü yollara; Kürtlerin yaşadığı her yere gitti, konferans, seminer ne varsa gitti ve Kürtlerin haklı mücadelesini o adeta bal akan sesiyle anlattı.

Mezopotamya Kültür Merkezi ve Kürt Enstitüsü’nün kuruluş çalışmaları, Welat gazetesi, Rewşen dergisi, Kürtçe mizah dergisi Tewlo gibi şu anda hatırlayamadığım yüzlerce çalışma…

Tutuklamakla, işkence ile yıldıramayanlar, kalemini kıramayanlar çareyi 1992 yılında 72 yaşında onu tamamen ortadan kaldırmakta aramıştı. 

1920'de Nusaybin Ziwing'de başlayan yaşamı Amed Seyrantepe’de kalleş bir pusuda sıkılan kurşunlarla son bulmuştu.

Devlet ona cenaze töreni yapılmasına izin vermedi; Sabahın erken saatlerinde götürüp toprağa verildi.

Onun öldürüldüğünü duyduğumda Ortaokul 3 sınıftaydım. “Apê Musa’yı da öldürdüler” diye bağırmıştı biri.

O ‘Da’ ekinden anlamıştım durumun vahametini; demek ki bu aralar herkesi öldürüyorlar diye düşünmüştüm. Korkunç ama gerçek buydu. Özgür Gündem gazetesinin o günkü manşetini hiç unutmuyorum. Apê Musa bir sedyenin üzerinde kanlar içinde yatıyordu ve ak saçlarına kan düşmüştü.

Musa Anter öldürüldüğü için bugüne kadar ceza alan olmadı. Katillerin kim olduğunu neredeyse artık herkes biliyor ama o katilleri oraya gönderenler onları hukuk önüne çıkarıp yargılamaktan imtina ediyor. Çünkü mesele tetikçiler değil,  1992 konseptini hayatını geçiren devletin Kürt refleksidir, MGK’da alınan kararların bir sonucudur Musa Anter cinayeti. Yargılanması gereken de tetikçiler değil o gün o kararı alan devlet bürokrasisinin tamamıdır. 

Suikasta ilişkin en çarpıcı sözü mahkemede eski MİT’çi Mehmet Eymür söylemişti:  ‘Biz Orhan Miroğlu’nu Tayfun olarak bilirdik’

Apê Musa’nın yakınları Miroğlu’na kaç defa;  ‘Tayfun kim’ diye sorsa da ondan cevap alamaz. 

Onu katledenler amaçlarına asla ulaşamadılar. Onun ardından yürüyen nice Kürt genci, özgür basının kalemini yere düşürmedi. Kürt basını tüm faili meçhullere, KHK ile kapatmalara, tutuklamalara rağmen Apê Musa’dan aldığı güçle 29 yıldır her gün daha da büyüyerek özgür yarınlara yürüyor.

Apê Musa 1990’lı yıllarda öldürülen 17.500 Kürt cinayetinin simge ismidir. Katledilişinin 29 yılında bir kez daha saygıyla minnetle anıyorum.

Oktay Candemir

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Candemir - Mesaj Gönder --- Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbr Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbr Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbr Çaldıran editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbr Çaldıran değil haberi geçen ajanstır.