Oktay Candemir Yazdı: Kazık

Edirne'nin Orhaniye köyünde askerlik yapacağım bölükten içeri girdiğimde ilk dikkatimi çeken şey nizamiyenin önünde duran sivri kazık olmuştu.

Usta askerlerden birine sormuştum; " Bu kazık neyin nesidir" diye... Gülerek demişti ki; " Yakında anlarsın, merak etme"

Askeri bölükteki kazık hala duruyor mu bilmem ama 70 yıl önce Aziz Nesin'in, Çetin Altan'ın yazdığı kazıklar olduğu yerde duruyor!

Kazık eski mimarinin bir parçasıdır. Eski mimarinin diğer parçaları olan sofa, kiler, pedavra, sedir falan sessiz sedasız çekilip gitti hayatımızdan. Ama kazık hala olduğu yerde duruyor. Kazık sadece ahşap bir mimari değildir; sosyal, ekonomik, siyasal hayatımızın da önemli bir parçasıdır. 

Kazık sadece günümüzde değil tarihe de mal olmuştur. Babil ve Asurlarda, kazığa oturtma gibi korkunç cezalandırma yöntemleri olmuştur.

Örneğin Kazıklı Voyvoda namı diğer Kont Drakula vardır. Düşmanlarını kazıklara çakarak işkenceyle öldürmesiyle nam salmıştır.

Kazığın Türklerle olan hikayesi de aslında Kazıklı Voyvoda ile başlıyor. Voyvoda'ya karşı savaş kazanamayan ve Voyvoda tarafından kazıklara çakılarak öldürülen Türklerin kazıkla imtihanı o günden bu yana devam ediyor.

Türklerde bu yüzden olumsuz etki yaratan Kazık, Türkçe'de bir çok deyimin her zaman ana figürü olmuştur.

Hayatla ilgili hırsları olanlara 'Dünyaya kazık mı çakacan' denir. Genelde uzun boylular için kullanılan Yalı Kazığının yanı sıra; kazık atmak, dost kazığı, sağlam kazığa bağlamak, kazık yutmuş gibi deyimleri mütemadiyen duyarız. Bu sözlerin altında Voyvoda'nın bir etkisi olduğu muhakkak.

Kollektif hafızamızın ortak yaşamımıza etki eden ana unsunlarından biridir kazık.

Tarihten süzülüp gelen kazık, zaman içinde evrilerek bugünkü haline gelmiştir. Somut olmaktan çıkmış soyut bir acıya bürünmüştür.

Çetin Altan der ki: "Politika demek, kazığı atarken söylediğin nutukları, kazığı yiyenlere alkışlatmak demektir."

Türk siyasetinin temel düsturu tam olarak budur. Tamam, dünyanın başka rejimlerinde de halk kazığı yemiştır ama Türkiye'de ki kazık sivri kazık olduğundan bu konu daha da can yakıcı bir hal alıyor. 

Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu ifade etmek için kullanıbilecek en iyi kelime kazıktır. Türkiye'nin başındakiler kazığı görüyorlar ama Aziz Nesin'in dediği gibi 'baklava-börek bana ne gerek' diyerek pek umursamıyorlar.

Neticede bu ülkeyi geçmişten bu yana hep kazık gibi adamlar yönetti.

Bizim ülkemizde kazık ve yazık kelimelerinin arasındaki bağ oldukça güçlüdür. Kazık yiyene toplum olarak yardım etmek yerine 'Yazık' der geçeriz. O kazık bize döndüğünde ise 'Komşular yetişin' diye bağırırız. Yazık dediğimize de ilk kazığı biz atarız.

Türk toplumu alışıktır kazık yemeye. Osmanlı'dan bu yana kazığı yer durur. O yüzden sesini çıkarmaz. Kazıkla yaşamaya alışmış artık.

İlhamını kazıktan alan şiirler bile vardır: Meze olarak sen ortaya şöyle güzel bir kazık getir/Alıştımı insan bırakamıyor keratayı/şaşırma evladım/Sen masayı kazıklarla donat gerisine karışma!Korkma bu bünye ne kazıklar gördü alışıktır!

Kafiyesi boldur kazığın. Nereye koysan oturuyor mübarek. Kazığın sınıfı da yoktur. Avam da kazık yer Havas'ta. 

Kendisine seçme ve seçilme hakkı verilmiş büyük Türk milleti, verdiği oyların sadece kazığı yenilediğini ve bunun da acıyı yeniden başlattığını asla farketmedi ve farketmeyecek gibi de duruyor. Kazık değiştikçe acısı daha da artıyor.

Kendisine aydın diyen bu kibir ve kebirden oluşan sınıf ne anlar kazıktan, onlar sadece yazlıktan anlar. Onlar varsın yazlıklarında oturmaya devam etsin, Türk milleti ersin kazığına. 

Hayal kuramadığımız, geleceğe dair bir fikrimizin bile olmadığı kazık algısından kurtulamadığımız sürece nereye dönersen dön o kazık gelecek seninle.

Üst devre asker 'zamanla anlarsın o kazığın ne olduğunu' demişti ya; Evet, anladım hem de çok iyi anladım usta. Hem askerde hem de hayatın içinde yaşayarak öğrendim.

Kazık ve Kürtleri birbirinden ayrı düşünmek mümkün değil tabi.100 yıldır bu ülkede kim iktidar olduysa işe Kürtlere kazık atarak başladı. Kurtuluş savaşından sonra yaşananlar, Ecevit'in solculuk adı altında Kürtlerden aldığı destekten sonra yaptıkları ve son olarak AKP'nin Kürt oyları ile iktidar olmasının ardından Kürtlere attığı bu kazıklar sadece Kürtlere atılmış kazıkların bazılarıdır.  

Kemalistlerin kazıktı ama siyasal islamcıların sivri kazık çıktı. Kürtlere ilişkin ayrıştıkları tek konu, bu olsa gerek.

Bütün dünya onlara kazık atıyor, onlar da Kürtlere...

Şimdi kapalı kapılar ardında yeni bir kazık planı hazırlanıyor. Ama Kürtler artık o kazığı yer mi, sanmıyorum. Bu konuda oldukça deneyimli bir millet olan Kürtler bu kazığı yemeyecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Candemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbr Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbr Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hbr Çaldıran editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbr Çaldıran değil haberi geçen ajanstır.