Oktay Candemir Yazdı: Sürgünde bir KHK'linin mektubu

Arkamdan;
Doğduğum evi, doyduğum şehri; çocukluğumu, gençliğimi;
20 Temmuz İlkokuluyla başlayıp Özalp Lisesi ile biten okul hayatımı;
Limonata satıp ayyakkabı boyacılığı yaptığım ilk işimi, Derman Eczanesinde çalışıp; Özalp'ın/Özalp'lının "Baba" sıfatıyla andığı Çağatay abiden aldığım ilk maaşımı;
Teknik abiliğini Burhan abinin yaptığı toprak sahada formasını giydiğim "Derya Sporu" ve takım arkadaşlarımı,
İlk sevmelerimi, sevişmişliklerimi; kare kare hatırladığım siyah-beyaz anılarımı, hatıralarımı;
2011 Van depremini, deprem esnası çığlıkları, sonrası yıkımları, haykırışları, duaları, şükürleri... gelen yardımları, yardıma muhtaç olduğu halde önce komşusuna yardım edenleri, 65. dk.'da soğuk havaya rağmen her maçında Van için soyunan ÇARŞI grubunun hassasiyetini;
İşimi, aşımı, 3 çocuğuyla eşimi;
Yüzmeyi bi türlü beceremediğim Van Denizini;
Memleketimi en güzel resmeden Van Kalesini ve "Türkçe, İngilizce, Japonca" tarihini anlatmaya çalışan 10-11 yaşlarındaki çocukları;
Kanî Spîyi, Muradiye Şelalesini, Yedi Kiliseyi;
Güzel şehrime gelen her insanın geçmek zorunda kaldığı Mecburiyet/Cumhuriyet Caddesini, Maraş Caddesini, İki Nisan Caddesini; yeni açılan renkli, heyecanlı Şemsiyeli Sokağı ve Atom Bahaneyi, Sanat Sokağını ve kaçak sigara satan emekçileri, kaçak çayı ve demleyen kahvehaneleri;
Mesai bitimi takıldığım okey masasını, çift okey gelen elleri, okeysiz geçen oyunları;
bilardo masasını, "8" topunu kazayla atıp maçı veren rakiplerimi,
Çarşamba-Cuma günleri "kısa pas" taktikleriyle başlayıp kötü oynadığım halı saha maçlarını, takım arkadaşlarımı ve rakipleri;
Severek yaptığım işimi/işyerimi, işime gitmek için tercih ettiğim "ide" kokulu yolları;
"İyi ki gitti" diye düşünen insanları, "keşke gitmeseydi" diyen arkadaşlarımı, "az daha kal" diye ısrar eden dostlarımı;
Benim için dua edenleri/kendilerine dua ettiklerimi;
Kırdıklarımı, kırıldıklarımı, kırmaya kıyamadıklarımı;
Özlemlerimi, pişmanlıklarımı;
Keşkelerimi...
Pazartesi sendromlarını, Cuma günü rehavetini;
Değerini sonuna kadar hak eden iş arkadaşlarımı;
Unuttuklarımı, hatırlayamadıklarımı...
Hafta içi işyerinde, hafta sonu evde severek hazırladığım "çeri domatesli, zeytin, biber, otlu peynir ve lavaş ekmekli" kahvaltı sofralarını;
Dut reçelini, incir reçelinin tadını;
Bıttım kahvesinin damağımda bıraktığı özlemi;
Birbirinden "deli-çatlak" dostlarımı;
Bana "Hiko" diye hitap etmeyi tercih eden samimi yürekleri;
Kendinden eminken "şeeeeeeef" diye cümleye başlayarak "e" harfini katleden ama tereddüt yaşarken "şefiiiiiiiim" diye cümleye başlayıp "i" harfini hunharca kullanan mesai arkadaşlarımı;
Çok sevdiğim kurumumu, meclis kalemini, A4 kağıtlarını, arşivimi;
Zorlandığımda yardımıma koşan elimin altında bulundurduğum "Kanuni"yi,
Son bir aydır çalıştırdığım marketi ve lekesi hala parmaklarımda duran dut ağacını....
Mervan'ı, Rumet'i, Ruçem'i ve nerdeyse bin yıldır tanıdığım hayat arkadaşım, eşim, yoldaşım, biricik eşim Nazlı'yı bırakıp gitmek zorunda kalıyorum.
Sizleri terk ettiğim için beni suçlamayın.
Zira o suçlu ben değilim.
40 yılımı bırakıp gidiyorum...

Hikmet Çelikel

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oktay Candemir - Mesaj Gönder --- Okunma

# ile, için, Bir, Daha, van

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbr Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbr Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbr Çaldıran editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbr Çaldıran değil haberi geçen ajanstır.