Sakık, Gazeteci Oktay Candemir’in sorularını yanıtladı: Hükümet ile görüşmeler var mı?

DEM Parti Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık ile bazı çevreler tarafından yeniden gündeme getirilen ‘Yeni çözüm süreci’ iddiaları ile ilgili Gazeteci Oktay Candemir'e konuştu.

Sırrı Sakık, 1990 yılında kurulan HEP’ten bu yana Kürt siyasetinde yer alan, hapis yatan ve çeşitli dönemlerde milletvekilliği ve Belediye Başkanlığı yapan deneyimli bir siyasetçi.


Türkiye’nin iki siyasi partinin oluşturduğu bir rejime mahkûm edilmek istendiğini söyleyen Sakık, buna karşı tek alternatifin yolun DEM Parti olduğunu söyledi.


Sakık, İmralı’da PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmemesini, AKP’nin Kürt sorununa yaklaşımını, Leyla Zana’nın ’Çözüm sürecini buzdolabından çıkarın’ şeklindeki açıklamasını ve yaklaşan yerel seçimlere ilişkin sorularıma yanıt verdi.


Bildiğiniz gibi PKK Lideri Abdullah Öcalan uzun yıllardır ailesi ve avukatlarıyla görüştürülmüyor. DEM parti olarak hükümet kanadıyla herhangi bir temasınız oldu mu ve hükümetin bu konuda ki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?


Bizim doğal olarak halktan gelen talep ve sorunların çözümü noktasında bakanlarla, bürokratlarla, siyasetçilerle temaslarımız oluyor ama Kürt meselesine çözüm iradesi onları aşan bir noktadadır. Bu tek başına birkaç bakan, siyasetçi veya bürokratın karar vereceği bir durum değildir. Bizim talebimiz devletin bütün kurumlarıyla dahil olduğu diğer dünya örneklerinde olduğu gibi, tıpkı İngiltere’de, Kolombiya’da az önce bahsettiğimiz ve Türkiye’nin de bir parçası olduğu Filipinler’de olduğu gibi kapsamlı bir çözüm ve barış planının devreye konularak gittikçe ağırlaşan bir hal alan Kürt meselesinin çözülmesidir.


Bildiğiniz gibi yerel seçimlere kısa bir süre kala ittifak tartışmaları yeniden siyasetin gündemine oturdu. DEM Parti seçimlere kendi adaylarıyla girme kararı aldı, bazı çevreler tarafından bu karara yönelik eleştiriler de oldu. DEM Parti’yi herhangi bir siyasi yelpazenin tarafı yapmak ya da birilerine kaybettirmek adına yoğun bir karalama kampanyası da yürütülüyor. Sizin bu konuda ki düşünceniz nedir?

Son yıllarda Türkiye’de sanki sadece iki parti, iki siyaset tarzı varmış gibi bir algı çalışması yürütülüyor. Tabi bu siyasi tarz rakipmiş gibi görünen büyük partilere çok yarıyor, bu durumdan faydalanıp oylarına oy katmak ve diğer siyasi partileri bu denklemin içine sokup rehin almak istiyorlar. Oysa ki esasında birbirine benzeyen, birbiriyle milliyetçilik yarışına giren, ölüm koroları kuran, aynı sermaye gruplarına göz kırpan, militarist ve çözüm karşıtı iki blok var ortada. Biz bu farklı gibi duran ama aslında bir olan bütün anlayışları reddediyoruz. Çok uzun yıllardır biz buna 3. yol siyaseti diyoruz. Peki nedir bu siyasetimiz; ırkçı, milliyetçi hamasi politikalardan uzak, demokrasiyi esas alan, eşitlikçi ve barışçıl siyasettir bunun adı. Bizim ömrümüz kan ve acılar içinde geçti, bu ülkenin çocuklarına çatışmasız barış içinde bir gelecek kurma zorunluluğumuz var. Bunu yaratmanın yolu da demokrasiden, barıştan, eşitlik ve adaletten geçer. Elbette adalet, eşitlik ve barış yürüyüşümüzde yan yana olacağımız birlikte mücadele edeceğimiz birçok kesim var ama sadece AKP gitsincilik üzerinden kimseye destek olmayacağız. Dolayısıyla bu seçimde biz ölüm sıtma ikileminden uzak durup 3. yol dediğimiz demokratik siyaseti öreceğiz.

Son 20 yıldır geleneksel bir hal alan her seçim öncesi ‘Yeni bir süreç’ konusu yeniden gündeme geldi. Biliyorsunuz Sayın Leyla Zana’nın da ‘Süreci buzdolabından çıkarın’ şeklinde bir açıklaması oldu. Size göre böyle bir süreç yeniden başlar mı?


Bölgesel hatta küresel bir hal alan Kürt meselesinde yeni bir demokratik çözüm süreci elbette olmalıdır ama şu anda böyle bir durum yok. Olmasını istemek ayrı, devletin buna karar vermesi ayrı. Şu anda bir demokratikleşme eğilimi olduğunu ortaya çıkaracak bir gelişme yok. Hasta tutsaklar ağır şartlar içerisinde hücrelerde tutuluyorlar, birçoğu cezaevlerinde ölüme terk ediliyor. Sayın Öcalan, Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi yasaları hiçe sayılarak tecrit altında tutuluyor. Bizim başvurularımız var, ailenin, avukatların başvuruları var, hiçbirine cevap verilmiyor. Bu saydıklarım yasal zorunluluk olan şeyler. Devlet kendi yasasını bile uygulamıyorken bir süreçten bahsetmek mümkün değil. Ama sorunların çözümü için diyalog kanallarının açılması olmazsa olmazdır. Bunun hep böyle sürüp gideceğini düşünmek tarihe aykırıdır.

Son olarak DEM Parti’nin 31 Mart yerel seçimlerde göstereceği başarının siyasi sonuçları ne olacak?


Bizim için esas önemli olan 31 Mart’tan sonraki gün yani 1 Nisan’dır. Seçim sonuçları seçim sonrası siyaset alanını ne ölçüde değiştirecek bu önemlidir. Seçimin ertesi günü genel seçimlerde yaşadığımız kayıplarımızı telafi etmeyi, kayyum rejimine son vermeyi ve bu topraklarda barışı tesis edecek, yeni demokratik inşayı mümkün kılacak bir atmosferi oluşturmayı hedefliyoruz. Merkezin tasallutuna karşı halkın iktidarı için yerel seçimlerden başarıyla çıkmamız önemli, çünkü 8 yıldır Kürt coğrafyasında halkın seçim iradesi ortadan kaldırılmış durumda. Kürt halkının mücadele gücünü sürdürdüğü ve demokrasi talebini bırakmadığının göstergesi olacak bu seçimlerden elde edeceğimiz başarı, önümüzdeki günlerde demokratik siyaseti çok daha güçlü noktalara taşıyacaktır.

HABER:  OKTAY CANDEMİR

19 Şub 2024 - 14:06 Ağri/ Diyadin- Siyaset



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbr Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbr Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Hbr Çaldıran editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbr Çaldıran değil haberi geçen ajanstır.