Erdoğan'dan Kılıçdaroğlu'na adaylık çağrısı

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Buradan Sayın Kılıçdaroğlu'na çağrı yapmak istiyorum; madem kendine güveniyorsun, madem ülke ve milletin geleceğinde sorumluluk almak istiyorsun öyleyse hodri meydan" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, partisine katılan Mehmet Ali Çelebi’ye rozet taktı.

Erdoğan, Amasra'daki maden faciasına ilişkin "Tüm önlemlere ve sistemlere rağmen nasıl olup da patlama yaşandığını bilmiyoruz" diye konuştu.


Kılıçdaroğlu'na seslenen Erdoğan, "Buradan Sayın Kılıçdaroğlu'na çağrı yapmak istiyorum; madem kendine güveniyorsun, madem ülke ve milletin geleceğinde sorumluluk almak istiyorsun öyleyse hodri meydan. Gücün yetiyorsa, yüreğin yetiyorsa seçimlerde çık karşımıza. Bırak kararı millet versin. Yok eğer aday olmak istiyor ama birilerinin şantajına, tehdidine maruz kalarak ilan edemiyorsan da korkma" diye konuştu.

Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

"Cuma günü saat 18.10'da Bartın Amasra'daki maden ocağında yaşanan elim bir kaza hepimizin yüreğini dağlamıştır. Türkiye Taş Kömürü Kurumu'na ait Amasra Kömür Ocağı, 503'ü yer altında olmak üzere toplam 713 çalışanıyla yılda 100 bin ton üretim yapan bir müessesedir. Geçtiğimiz 20 yılda bu madene yarısı iş güvenliği alanında olmak üzere 77 milyon lira yatırım yapılmıştır. Nitekim son 20 yılda bu ocakta yaşanan kazalarda hayatını kaybeden madenci sayımız 6'dır. Mevzuata göre her 250 kişi için bir iş güvenliği uzmanı bulundurulması gerekirken bu madende her 37 kişiye bir iş güvenliği uzmanı düşmektedir. Ayrıca kurum bünyesinde 30 tahlisiye görevlisi mevcuttur. Bunların yanı sıra Amasra Kömür Ocağımız, son sistem teknolojilere ve güvenlik sistemlerine sahip bir işletme olarak öne çıkmaktadır. Son dönemde mevzuatta yaptığımız düzenlemeler doğrultusunda, diğer ocaklarımız gibi Amasra'da da toplamda 50 kalemi bulan iyileştirme çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Renksiz, kokusuz, tatsız, zehirsiz bir gaz olan metan, patlayıcı özelliğiyle tüm dünyada maden işletmelerinin ve madencilerinin korkulu rüyasıdır.

MAALESEF SAAT 18.09'DAN SONRASINA İLİŞKİN KAYIT MEVCUT DEĞİL: Madendeki gaz izleme sensörleri, 24 saat süreyle çalışmakta, oran belirli bir değerin üzerine çıktığında sesli ve ışıklı alarm vermektedir. Kömür ocaklarında havadaki metan seviyesi yüzde 1 oranına çıktığında patlatmalar durdurulmakta, yüzde 1,5 oranına çıktığında enerji kesilmekte, yüzde 2 oranına çıktığında ise personel tahliye edilmektedir. Metan gazının patlaması için ise havadaki oranının en az yüzde 5 ve daha üzeri olması gerekmektedir. Amasra'daki ocakta yaşanan kaza öncesi kayıtlara göre saat 18.05'te havadaki metan gazı oranının yüzde 1,5 seviyesine çıkması sebebiyle ocaktaki elektrik kesilmiştir. Maalesef saat 18.09'dan sonrasına ilişkin kayıt mevcut değildir. Kömür ocağımızda tüm önlemlere ve sistemlere rağmen nasıl olup da patlama yaşandığını henüz bilmiyoruz. Kurumlarımız ve uzmanlarımız çalışmalarını tamamladıktan sonra bunu öğrenebileceğiz. Patlamayla ilgili kesin rapor çıkana kadar söylenen her şey spekülasyondan ibaret kalacaktır. Bize düşen bu rapor önümüze gelene kadar yapabileceklerimize bakmaktır.

Kazanın yaşandığı andan itibaren devletimiz tüm bakanları, kurumları ve personeli ile olaya müdahale etmiştir. Kazadan sonraki 18 saat içerisinde de arama kurtarma faaliyetleri tamamlanmıştır. Ocağın 16-24 vardiyasındaki 110 çalışandan 41 kardeşimiz maalesef patlamada hayatını kaybetmiştir. Yaralılarımızdan durumu ağır olan 6'sı, İstanbul Çam Sakura Hastanesinde tedavi edilmekte, kalanı mahallinde tedavi altına alınmış ve elhamdülillah evlerine dönmüştür.

BAZI YARALILARIN DURUMU İYİYE GİDİYOR: Cumartesi günü Amasra'ya giderek hem olayla ilgili yerinde bilgi aldım hem bazı şehitlerimizin de cenaze törenlerine katıldım. Diğer mevtalara da bakan arkadaşlarım yine cenaze törenlerine katılarak ailelerini ziyaret ettiler, ben de ilk gün bu ziyareti yapan bir kişi oldum. Ertesi gün İstanbul'daki yaralılarımızı Çam Sakura'da bizzat ziyaret ettim. Bazılarının durumlarının iyiye gittiğini biliyorum. Bu arada tabii Sağlık Bakanlığımıza bu hastalarımızın bütün yakınlarından 50 civarında insan onlar da Çam Sakura'daydı. Onlara da gerçekten üst düzeyde, adeta bir otel hizmetini verdiler. Halen bu süreç devam ediyor. Kendileriyle doktor arkadaşlarımızı da yanıma almak suretiyle bir ayrıca sohbetimiz oldu. Soruları varsa sorularını cevaplandıralım istedim. Hepsi bize şükranlarını bildirdiler ve orada kendilerine gösterilen ilgi sebebiyle de memnuniyetlerini ifade ettiler. Hastanedeki tüm işçi kardeşlerimizin özellikle sağlığına kavuşarak onların da evlerine dönmesi en büyük beklentimizdir. Kendilerine de dualarımızı yapıyoruz. Bunun yanında da sağlık olarak bakanlığımız neyi gerektiriyorsa onları da yapmak suretiyle beşer planında atılması gereken adımları attık, atıyoruz.

En ileri sağlıktaki teknoloji neyse Çam Sakura Hastanemizde bunlar mevcut. Herhangi bir eksiklik söz konusu değil. Şu anda ilgilenen doktorlarımız gerçekten alanlarında onlar da kendilerini ispatlamış profesör arkadaşlarımız. Gerek yangınla ilgili tedavide gerek anestezide gerek enfeksiyonda bütün bu alanda kendini ispatlamış hocalarımız şu anda bu hastalarımızla ilgileniyorlar. Bartın'daki hastanelerde tedavi edilen madencilerimizin tamamı taburcu edilmiş durumda. Kazanın haber alınmasıyla birlikte Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız ve ekibi, Bartın, Zonguldak, Kütahya ve Ankara'dan gelen destek ekipleriyle birlikte toplam 110 tahliye ile 250 lojistik personelini kaza mahallinde görevlendirmiştir. İçişleri Bakanlığımız çeşitli illerden 116 kişilik AFAD arama kurtarma ekibini bölgeye yönlendirmiş, emniyet teşkilatımız 514 personeliyle sahanın, jandarma teşkilatımız 216 personeliyle bölgenin, sahil güvenlik teşkilatımız 45 personeliyle deniz tarafının güvenliğini temin etmiştir. Sağlık Bakanlığımız 15'i UMKE olmak üzere 262 personeli, 51 ambulansı ve 2 ambulans uçağı ile kazazedelere hizmet vermiştir.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, 35 personeliyle kazazedelere ve yakınlarına psikososyal destek sağlamıştır. Bu arada Diyanet İşleri Başkanlığımız ve Türkiye Diyanet Vakfı'mız, 310 personeliyle kazazede yakınlarına ve vatandaşlarımıza manevi destek vermiş, ikramlarda bulunmuştur. Kızılay'ımız, 115 personeliyle sahadaki yerini alırken, çok sayıda sivil toplum kuruluşumuz da bölgedeki çalışmalara iştirak etmişlerdir. Adalet Bakanlığımız, Bartın Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından başlatılan soruşturmayı yakından takip etmiştir. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız hem iş müfettişi görevlendirmiş hem de kazayla ilgili soruşturma başlatmıştır.

DENETİMLERİN EN YOĞUN UYGULANDIĞI YERLERDEN BİRİ DE AMASRA'DAKİ OCAĞIMIZ: Velhasıl kurumlarımız canla başla görevlerini yapmaktadır. Ayrıca, afet öncesi yapılan denetimleri de mercek altına aldık. Çeşitli Bakanlıklara bağlı ilgili kurumlar tarafından yürütülen denetimlerin en yoğun uygulandığı yerlerden biri de Amasra'daki ocağımızdır. Kazanın meydana geldiği maden ocağı, son olarak ağustos ayında 7 gün süreyle 2 maden ve bir jeoloji mühendisi tarafından denetlenmiştir. Tüm madenlerimiz gibi burası da yılda en az 4 defa denetlenerek eksikler tespit edilmekte, ikazlar yapılmakta, gerekirse müeyyideler uygulanmaktadır. Buna rağmen bir kaza meydana gelmişse, önüyle arkasıyla sebeplerini araştırmak, bulmak ve gerekeni yapmak bizim en başta gelen vazifemizdir. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız, önceki gün MKYK'ya ve dün de Meclis Genel Kurulu'na kapsamlı bilgi verdi. Meclis grubumuz bir araştırma komisyonu kurulması için gereken girişimleri başlattı.

AİLELERİ DEVLETE EMANETTİR: Maden kazalarında hayatını kaybedenlere verilecek maddi desteklerle ilgili adımları kolaylaştıracak düzenlemeyle ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyor. Kazada hayatını kaybeden madencilerimizin yakınlarına Enerji, İçişleri, Çalışma ve Aile bakanlıklarımız ile sendikamız toplamda 1 milyon 550 bin lira ile 1 milyon 700 bin lira tutarındaki ödemelere başlamışlardır. Hayatını kaybeden madencilerimizin yakınlarından kamuda işe girme hakkı olanlarla ilgili süreçler kendi mecrasında ilerlemektedir. Milli Eğitim Bakanlığımız da kazada vefat eden madencilerimizin çocuklarına eğitim hayatları boyunca burs verecek ve eğitim masraflarını karşılayacaktır. Kimsenin en küçük bir şüphesi olmasın ki hayatını kaybeden madencilerimizin geride bıraktıkları aileleri devlete emanettir.

KİMSENİN GÖZÜNÜN YAŞINA BAKILMAYACAK: Bunun siyasi istismarı olmaz. Bu siyasi istismarı yapanları da ben milletime havale ediyorum. İktidara gelirlerse işte çocuklarını hepsini haklarını vereceklermiş. Ne yaptığımızdan haberi yok. Soma'da ne yaptık haberi yok. Soma'da hepsini yaptığımız gibi aynı şekilde biz Başbakanlığım döneminde 1500 aileden onların çocuklarını hamdolsun işe yerleştirdik. Biz bunları yaptık. Sen nereden geliyorsun ya? Bu geriden geliyor. Zaten nal toplamaya alışmış, hala nal toplamaya devam ediyor. Aynı şeyi biz Soma'da yaptık. Biz kimseyi aç açıkta bırakmadık. Hepsinin ailesinden birer çocuk, yakınlarından, kardeşlerinden, yoksa anne baba hepsine gerekli olan desteği verdik, vereceğiz. Bizim ulaştığımız yere senin hayallerin bile ulaşamaz bunu böyle bilesin. Hiçbir madenci yakınımızın en küçük bir mağduriyet yaşamaması için süreci biz de yakından takip ediyoruz, edeceğiz. Kaza raporlarının çıkmasıyla birlikte ihmali görünen hiç kimsenin gözünün yaşına bakılmayacağından da milletimiz emin olsun.

MADEN KAZALARI HER YERDE YAŞANIYOR: Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de kömür madeni kazaları yaşanmakta ve bunun bir kısmında maalesef pek çok insan hayatını kaybedebilmektedir. Maden kazaları, İngiltere'den Fransa'ya, Almanya'dan Japonya'ya, Hindistan'dan Çin'e, Hollanda'dan Kanada'ya, Amerika'dan Rusya'ya her yerde yaşanabilmektedir. Bunlar arasında bazılarında bakıyorsunuz örneğin Fransa'da 1099 ölüm, Japonya'da 687 ölümün, Çin'de 2388 ölümün, Almanya'da 405 ölümün, İtalya'da 268 ölümün yaşandığı kazaya da şahit oluyoruz. Ülkemizde de sadece kayıt tutulmaya başlandığı 1930 yılından bugüne 2014 vatandaşımız maalesef maden kazalarında şehit olmuştur. Üstelik bu rakamlara bilhassa 2 binler öncesinde kıyı köşedeki pek çok ruhsatsız ocakta yaşanan kazalar ve kayıtlara aktarılmayan kayıtlar dahil değildir.

KADERE İNANAN İNSANLARIZ: Nispeten yakın tarihe şöyle bir baktığımızda 1983'te Zonguldak'ta 103 ölüm, 1990'da Amasya'da 59 ölüm, 1992'de Zonguldak'ta 263 ölüm, 2003'te Yozgat'ta 38 ölüm, 2014'te Manisa'da 301 ölüm yaşanan kazalar görüyoruz. Amasra'daki 41 kayıtlı son hadisede nispeten yüksek ölümlü kazalar arasında yer alıyor. Bizim inancımız, tek bir insanımızın burnunun dahi beşer hatasından kaynaklanan sebeplerden kanamasına rıza göstermemeyi emreder. Hele ki can söz konusu olduğunda en küçük bir affımız, en küçük bir esnekliğimiz söz konusu olamaz. Amasra'daki madende hayatını kaybeden her bir madencimizin acısını yüreğimizde hissediyoruz. Bunu söylerken, birileri gibi istismar yapmıyoruz. Gerçek hissiyatımızı ifade ediyoruz. Onların geride bıraktığı yavrularının, eşlerinin, anne babalarının, sevdiklerinin yüzündeki hüzün ve sergiledikleri vakur duruş adeta ömrümüzden ömür götürüyor. Ama biz aynı zamanda burası inananlar için çok çok önemli. Kadere inanan insanlarız. Özellikle kaza ve kadere inanan insanlarız. Elbette tespit edilirse suçlunun yakasına yapışacağız. Elbette sistemde belirlenen eksikler, aksaklıklar varsa giderilmesini sağlayacağız. Elbette şehitlerimizin geride kalanlarına tüm imkanlarımızla sahip çıkacağız. Bunları yapmak hem bulunduğumuz makamın sorumluluğu gereğidir hem de milletimizle aramızdaki gönül bağının tabii bir neticesidir. Hiç şüphesiz tüm bunları yaparken mukadderata, rabbimizin yazgısına da teslim olacağız. Özellikle biz Müslümanlar için bu olmazsa olmazdır. Yeri geldiği zaman bu ülkenin yüzde 99'u Müslümandır diyoruz. Yüzde 99'u Müslümansa, Müslüman olarak da bunun gereğine imanımız tam olacak. Ama senin İslam'la alakan, Müslümanlıkla alakan yoksa onu zaten biz bıraktık gitti.

BEN KAZA VE KADERE İMAN ETMİŞ BİR İNSANIM: Bu ikisi birbiriyle çelişen değil, tam tersine birbirini tamamlayan tutumlardır. Dua ederken en çok kullandığımız ifade, hakkımızda hayırlı olanı istemek değil midir? Bize düşen aklımızın erdiği, gücümüzün yettiği, izanımızın  kavradığı en iyi, en ideal, en ileri gayreti ortaya koymaktır. Yani biz, esvaba tevessül, gerisi Allah kerimdir, sonrası rabbimize aittir. Hadisenin nasıl yaşandığı dahi tam olarak bilinmiyorken meseleyi başka taraflara çekenler, hele hele işi kader kavramını aşağılamaya kadar vardıranlar tehlikeli bir mecrada ilerlemektedir. Sen inanmayabilirsin ama Bay Kemal ve avanesi, ben kaza ve kadere iman etmiş bir insanım ve böyle yürüyorum. Biz her vakit olduğu gibi bugün de milletimize söylüyoruz. Amasra'daki maden kazası yürütmesiyle, yasamasıyla, yargısıyla, devletin tüm kurumları tarafından takip edilecek, hiçbir meselenin karanlıkta, hiçbir ihmalin cezasız kalmaması temin edilecektir.

MECLİS İÇ TÜZÜĞÜNÜ SÜRATLE DEĞİŞTİRMELİDİR: Bay Kemal, önce adamlarına sahip çık, Meclis'in kürsüsüne kalkıp da çekiçle gelip orada telefon kırmaya yönelmesinler. Bu ahlaki değildir. Bu edebe, adaba terstir. Meclis'in edebine de, adabına da terstir. Siz bunları yapadurun ama ben diyorum ki parlamento Meclis iç tüzüğünü süratle değiştirmelidir. Bu tüzükle bu işler yürümez, daha çok kişiler silahla da gelir orada adam öldürürler, çekiçle gelir telefon kırar, başkasının kafasını da kırar. Bunlara eyvallah mı edeceğiz? Doğru mu yapıyorsunuz diyeceğiz? Gereken neyse bu milletin parlamentosu bunlara da haddini bildirmelidir.

Dünyadan da ülkemizden de yapılanlardan da haberi olmayanları ise hezeyanlarıyla baş başa bırakıyoruz. Milletimiz bu ülkede herkesin cemaziyülevvelini bilir. Milletimiz bu ülkede kimin elinin kanlı, kiminin geçmişinin kirli, kimin yüreğinin nasırlaşmış, kimin yalan ve iftira çukurunda debelenip durduğunu çok iyi bilir. Böyle acılı bir günde bizi bunları söylemek zorunda bırakanları kamuoyunun takdirine havale ediyorum. Maden şehitlerimize bir kez daha Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, tedavisi süren kardeşlerime acil şifalar diliyorum. Rabbim ülkemizi ve milletimizi her türlü kazadan, beladan, afetten korusun diyorum.

ENFLASYON BÜTÇE DEĞİL KONJONKTÜR KAYNAKLI: Her yıl olduğu gibi bu sene de 17 Ekim tarihinde 2023 Bütçe Teklifi'ni Cumhurbaşkanlığı adına TBMM'ye sunduk. Hazırlıkları Cumhurbaşkanı Yardımcımızın koordinasyonunda Strateji ve Bütçe Başkanlığımız ile Hazine ve Maliye Bakanlığımız tarafından tüm kurum ve kuruluşların katılımıyla yürütülen 2023 bütçemizin şimdiden ülkemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyorum. AK Parti hükümetlerinin 21'inci, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin de 5'inci bütçesidir. Bütçemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme esasına dayanan ekonomi programımıza uygun şekilde hazırladık. Tüm hükümetlerimiz dönemlerinde olduğu gibi bu teklifi hazırlarken de bütçe disiplininden taviz vermedik. Ülkemizdeki enflasyonun bütçe değil konjonktür kaynaklı, dolayısıyla çözümünün de uyguladığımız program olduğunun en büyük ispatı, bu yılın bütçe gerçekleşmesi ve 2023 bütçe teklifidir. Şayet enflasyon bütçe kaynaklı olsaydı, bugün iflas etmiş, memuruna, emeklisine maaş ödeyemeyen bir Türkiye manzarasıyla karşı karşıya bulunurduk. Hamdolsun bugün ne böyle bir sıkıntımız var ne de bundan sonrası için benzer bir tehditle karşı karşıyayız. Hatırlayın 1999'u. İsim vermeyeceğim günde 6 kez devlet dairelerinin elektrikleri kesilirdi. Şu anda devlet dairelerinde falan böyle bir şey söz konusu değil. Artık bunları aştık. Şu anda Avrupa doğal gazı nereden temin edeceğiz diye fellik fellik arayış içerisinde. Hamdolsun Türkiye'nin böyle bir sorunu da yok. Şimdi Türkiye, inşallah doğal gazda da bir hat olacak. Son görüşmemizde Sayın Putin'le bu noktada hemfikir olduk ve Rusya'dan gelen Türk gazıyla burada bir hat oluşturacağız. Kendi ifadesiyle, 'Avrupa doğal gazını Türkiye'den temin edebilir' dedi.

Her bütçemiz gibi 2023 teklifinde de bir yanda çalışanından işverenine, öğrencisinden emeklisine, esnafından çiftçisine tüm kesimleri koruyacak, diğer yandan da yatırımları aynı şekilde kesintisiz sürdürecek bir yaklaşımı esas aldık. Geçtiğimiz yıl yüzde 11,4 büyüyen, bu yılın ilk yarısında da yüzde 7,5'lik büyüme oranına ulaşan Türkiye'nin önümüzdeki sene de benzer tempoyu sürdürmesini sağlayacak bir bütçe hazırladık. İstihdamımızın 31 milyonu geçerek tarihimizin en yüksek seviyesine ulaşması, işsizliğin tek haneli rakamlara düşmesi doğru istikamette gittiğimize işaret ediyor.

Bundan sadece 15 yıl önce istihdam sayımızın 20 milyonun altında bulunduğunu göz önüne aldığımızda geldiğimiz seviyenin önemi daha iyi anlaşılacaktır. Ülkemizin büyümesinin kimi yerler gibi kağıt üzerindeki hesaplarla değil, üretim ve istihdamla gerçekleşmesi geleceğe güvenle bakmamızı sağlıyor. Küresel ekonomik krizin ve giderek artan resesyonun önümüze çıkaracağı sıkıntıların elbette farkındayız. Hatta kimi sektörlerde bunun etkilerini de görmeye başladık. Ancak ülkemizin ve milletimizin dinamizmi öylesine büyük ki herhangi bir yerdeki kaybı, diğer bir yerden süratle telafi edebiliyoruz. Reel sektörü bu doğrultuda daha fazla destekleyecek, daha çok üretip daha çok istihdam etmesini sağlayacak, artık 250 milyar doları aşmış olan ihracatımızı daha yukarı çıkmasına imkan verecek bir bütçe hazırladık.

REFAH KAYBINI TELAFİ ETMEKTE KARARLIYIZ: Turizmde 50 milyon turiste ve 40 milyar dolar turizm gelirine doğru giden bereketli bir sezon geçiriyoruz. Bunu daha da ileri taşıyacak hazırlıkların içindeyiz. Bütçe açığımızı küresel salgın ve savaş şartlarının getirdiği zorluklara rağmen yüzde 3,5 hedefinin altında tutabileceğimiz anlaşılıyor. Geçtiğimiz yıl sonuna doğru döviz kuru üzerinden ekonomimize kurulan tuzağı, aldığımız tedbirlerle bozmuştuk. Bu arada yükselen enflasyon sebebiyle özellikle sabit gelirli vatandaşlarımızın yaşadığı refah kaybını telafi etmekte kararlıyız. Ocak ve Temmuz ayında yaptığımız iyileştirmelerle bu konuda mesafe kaydettik. Şimdi önümüzdeki yılbaşında yeni bütçemizle birlikte daha ileri adımlar atarak telafi sözümüzü yerine getirmeyi sürdüreceğiz.

DÜNYANIN PEK ÇOK YERİNDE ZATEN VAR: TBMM geçtiğimiz hafta tarihi bir kanunu kabul etti. Kamuoyunda "Sosyal medya düzenlemesi" olarak bilinen bu kanun dünyanın pek çok yerinde zaten vardır. Ülkemizi bu düzenlemeye kavuşturduğu için Meclisimize teşekkür ediyorum. Bu kanun keyfi keder bir kanun değil, acil bir ihtiyaçtı. Ana muhalefet buna da karşı çıktı. Çünkü işlerine gelmiyor. Bizim amacımız sosyal medyada vatandaşlarımızın güvenlik ve huzurlarını temin etmektir. Adeta ağızlarından köpükler saçarak höykürenler sosyal medya kaoslarından beslenenlerdir. Kimseden izin alacak değiliz.

ABD'de, Almanya'da, İngiltere'de var olan düzenlemeyi Türkiye'ye çok gören zihniyet ya müstemleke zihniyeti ya beşinci kol elemanıdır. Vatandaşımızı savunmasız bırakamazdık. Yalan ve iftira kampanyaları da bir çeşit terör saldırısıdır. Yalanla yatıp kalktıkları için gerçek insanla ilişkisi kopanların bunları anlaması mümkün değildir.

Gazeteci, öğrenci diye çıkardıkları ya terörist ya kriminal suçlu olanlar hakikat ışığını istemez. Meclis'e, Başkanı'na, milletvekillerine hakaret edenlerin derdi özgürlük de demokrasi de hukuk da olamaz. Bunların tek karın ağrısı bir çöplüğü ıslah edecek adımların atılmasıdır. Hukukun sokakta, evde, işyerinde olduğu gibi sosyal medyada geçerli olması herkesin menfaatinedir.

ABD GEZİSİNİN ŞAİBELİ TARAFLARI VAR: Bu zat ABD'ye gitti. Benzin istasyonuna gitmiş, hamburgeciye takılmış. 8 saat orada geçmiş. Ülkemizde de benzer fotoğraflar verilebilirdi. Burada da benzinlikte takılabilirdi. Bir de bu gezinin şaibeli tarafları var. Oradaki Türk Evi'ne gittiğinde orası tüm fiyakasını siler süpürür. TÜRKEN'in yaptırdığı bina için çocuklarıma laf atıyor. Attığın bütün yalanlarda, açtığım davaları kazanıyorum. Bununla ilgili davayı da açacağız buradan da bir şeyler gelecek. Birkaç alt düzey ziyaretin dışında kapalı kapılar ardından şaibeli kurum ve kişilerle bir araya gelmektir. Bu zatın tamamı yalan, yanlış hezeyanlarını sürekli tekrar etmekten artık ben bıktım. Şayet siyaset yapmaktan anladığı buysa hem kendisine hem partisine hem ülkeye yazık. Siyasetin kirletilmesine razı olmuyor. Siyaset bu adamın yaptığı iş değildir. Siyasetin ne olduğunu görmek istiyorlarsa bizim 20 yıldır yaptığımız eser ve hizmetlere baksınlar.

HODRİ MEYDAN ÇIK KARŞIMA: Buradan Sayın Kılıçdaroğlu'na çağrı yapmak istiyorum; madem kendine güveniyorsun, madem ülke ve milletin geleceğinde sorumluluk almak istiyorsan öyleyse hodri meydan. Gücün yetiyorsa, yüreğin yetiyorsa seçimlerde çık karşımıza. Bırak kararı millet versin. Yok eğer aday olmak istiyor ama birilerinin şantajına, tehdidine maruz kalarak ilan edemiyorsan da korkma." 

19 Eki 2022 - 14:03 Ankara/ Çankaya- Siyaset --- Okunma



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbr Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbr Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbr Çaldıran editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbr Çaldıran değil haberi geçen ajanstır.