PİA Diyarbakır İl Başkanlığı'ndan Erdoğan'ın Diyarbakır Ziyareti Üzerine Basın Açıklaması

PİA Diyarbakır İl Başkanlığı'ndan Erdoğan'ın Diyarbakır ziyareti üzerine basın açıklaması yaptı.

Bartın'da maden ocağında meydana gelen patlamanın ardından Diyarbakır ziyaretini iptal eden Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bugün Diyarbakır'a gerçekleştireceği ziyaret üzerine İnsan ve Özgürlük Partisi Diyarbakır İl Başkanlığı'nda basın açılaması yaptı. AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan’ın bugün Diyarbakır'da katılacağı Muhtarlar Evi Açılışı ve 100 Muhtar Hizmet Binası Temel Atma Töreni'ne katılacak.

DİYARBAKIR - 14 Ekim'de Erdoğan'ın Diyarbakır ziyareti öncesinde PİA Diyarbakır İl Başkanlığı'nca gerçekleştirilen basın açıklamasını yerine kayyum atanan Ergani Belediye Başkanı Ahmet Kaya yaptı. Yapılan açıklama şöyle:

"T.C Anayasasına göre cumhurbaşkanlığına seçilenler, bütün vatandaşlara eşit bir uzaklıkta durmak ve görevini bu şekilde ifa etmek durumundadır.
Maalesef bu gün görevini tarafsız yapmayan, partisinin genel başkanı olarak davranan, devletin ve milletin kaynak ve imkânlarını partisinin reklamı için kullanan bir cumhurbaşkanı var.
Bu minvalde Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan'ın Diyarbakır'a gelişi, günlerdir devletin tüm imkânları seferber edilerek, bütün iletişim kanalları kullanılarak duyuruluyor. Bir ziyaretin bu kadar abartılı bir halde duyurulması, yapacağı mitinge katılımın kalabalık olmasına dair bir çaba olduğunu hepimiz anlıyoruz. Bununla planlanan ve arzulanan algı, özelde Amed halkının, genelde ise Kürt halkının iktidarın arkasında olduğu manipülasyonunu yapmaktır.
Bunun için bütün kamu kurumlarına verilen talimatlar ile kamu çalışanlarının zorunlu katılımı; köyler, ilçeler ve çevre illerden taşıma ile kalabalıkları alana çekebilme niyetini, bu şehirde yaşayan herkes net olarak görebiliyor...
Akp iktidarı başta 3Y
(Yoksulluk, Yolsuzluk ve Yasaklarla) mücadele formülü ile başa geldi. Ancak gelinen aşamada bu 3Y, ülkeyi ahtapot gibi sarmış bulunuyor.
Uygulanan rantiye ve tüketim ekonomisi ülkede derin bir ekonomik krize neden olduğu gibi, liyakatstız, ehliyet yoksunu, muhteris kişilerin eliyle de yolsuzluklar ayyuka çıkmış bulunuyor. Bütün kişisel ve toplumsal hakları kullanma özgürlüğü yasaklarla engellenir olmuştur. 3Y en pervasız hali ile artan bir ivmeyle uygulanıyor.
2015 Haziran seçimlerinden sonra rafa kaldırdığı çözüm
sürecini bitirerek; başlattığı, Kürtlere ve Kürt siyasetine yönelik baskı, tehdit ve tasfiye politikalarının zirve yaptığı bir dönemde, Amed ziyareti ile her zaman yaptığı gibi yerine getirmeyeceği bazı vaatlerle yaşattığı acı ve sıkıntıları unutturmaya,
meşrulaştırmaya çalışıyor.
Kürt sorunu yoktur diyerek, zımnen Kürtlerin bütün meşru taleplerini de yok sayan bir yaklaşımla Kürt halkını ve iradesini yok sayma politikasını pervasızca uygulayan bu iktidar, iki dönemdir HDP yönetimindeki belediyelere kayyım atamaktadır.
Kürt halkının meşru oyu ile seçilmiş milletvekillerine, peryodik bir uygulama ile her türlü işkence ve kaba muamele ile yaklaşmaktadır. Kürt halkının iradesi, dokunulmazlık zırhından faydalanamayarak rencide edilmekte ve onurları ayaklar altına alınmaktadır.
Diyarbakır'da yaşayan nüfusunun çoğunluğu net olarak açlık sınırında yaşadığı halde, sanki Diyarbakır, yapılan yatırımlarla şaha kalkmış bir şehirmiş gibi sanal bir algı oluşturmak, en hafif deyimle bu halkın aklı ile alay etmektir.
Şehrin hemen her yerinde uyuşturucu satışının çok rahat yapıldığı;
gece kondu bölgelerinde, yaşayan gençlerin bu bataklıkta debelendiği herkesçe biliniyor iken, şehrin huzur ve sağlığından sorumlu yetkililerin buna karşı lakayt ve umursamaz davranmaları, hangi gerekçe ile izah edilebilir?
Siyasi bir kimliği olanı, canlı yayından izler gibi takip eden merciler, fuhuş ve uyuşturucu şebeke ve çetelerine hangi gerekçe ile göz yumarlar acaba?
Yeter ki Diyarbakır gençliği, "Kürdî, siyasî bir talepte bulunmasın ve böyle bir kimliği ne taşısın ne de onunla tanışsın! Bunun dışında her şey serbest!" Bu mantık ile gençlik tam bir bataklığa mahkûm edilmektedir.
Kürt halkının dil, edebiyat, kültür ve medeniyet birikimini hiçe sayan bu iktidar, düzenlediği festivaller ile Kürt halkının tüm milli ve manevi değerlerini yozlaştırıp asimile edici bir rol ifa etmektedir. Bunun adı açık, planlı bir asimilasyon ve dejenerasyondur.
Kürt halkına geçmişte yaşatılan dramların, geleceğe ışık tutan özelliklerinin yok edilmesi adına, çok somut bir sembol değeri olan, işkence ve zulümlerin şahitleri konumunda olan yerlerin, yeni bir format ile dizayn edilerek sunulması bir işgüzarlıktır. Hafızamızın yok edilmesidir. Özellikle Diyarbakır Cezaevi “İşkence ve Utanç Müzesi “ olarak kalıp, bu topluma yapılanların hafızalardan silinmemesi adına, oraya hiç dokunmadan, bu isim ile bir müzeye dönüştürülmelidir…
Erdoğan iktidarı ile birlikte Kürtlere yeni özgürlükler sağlandığı yönündeki algı ve manipülasyonlar bütünüyle yanıltıcıdır.
Bu iktidar ile birlikte Kürt halkı, hangi alanda, hangi meşru hakkını yasal, anayasal çerçevede kullanma hakkına sahip olabilmiştir?
Dahası kayyım rejimi, bu iktidarın ortaya çıkardığı, çok boyutlu yeni bir zülüm ve Kürt halkının meşru iradesini gasp rejim değil midir?
Geçmiş dönemlerin baskı rejimlerinin hangi icraat ve politikaları terkedilmiştir ki, Erdoğan ve AKP ile Kürtlerin rahat nefes aldığı uydurması zihinlere işleniyor?
Kürtler, bu iktidar döneminde yaşatılan Roboski katliamını, Tahir Elçi'nin şehadetini, Sur, Cizre ve Nusaybin facialarını ve daha pek çok zülüm ve katliamı asla unutmayacaktır.
İnsan ve Özgürlük Partisi olarak, Erdoğan’ın ziyaretini bir şov, reklam ve manipülasyon ziyareti olarak görüyoruz.
Eğer böyle değil de, bu halka değer ve önem veren bir ziyaret ise somut bir kaç işleyiş ile bunu göstermek mümkündür. Bunlardan bir kaç adım olarak:
1-Kürtlerin dili üzerindeki tüm yasaklar kaldırılsın. Kürtçenin eğitim dili olmasının önündeki engeller kaldırılsın.
2-Kayyımlar geri çekilsin. Kayyım rejimi temelden kaldırılsın.
3- Kürdistan'daki abartılı polis ve askerin yoğun Türkiye ortalamasının seviyesine indirilsin.
4-Kürtlerin meşru siyaset yapma hakları sonuna kadar anayasal güvence altına alınarak, konulmuş bütün engeller kaldırılsın.
Bu minvalde Siyasi Parti Kurdurtmama Pratiği yüz yıllık Cumhuriyet tarihi ve darbeler dönemlerinde bile görülemeyen, sadece AKP hükümetlerinin ortaya çıkardığı yeni bir pratikle
4 yıldır İçişleri Bakanlığına resmi başvurusunu yapmış ve resmi kuruluş belgesi hala verilmeyen İnsan ve Özgürlük Partisinin belgesi hemen verilmelidir.
Pratik adımlar atılmadan söylenen her söz birer aldatmadan ibarettir, şuuruyla halkımıza pratiğe dökülmeyen boş söz ve vaatlere inanılmaması gereğini hatırlatıyoruz. Biz inanıyoruz ki, halkımız bizden daha aydınlık bir şuur ile hareket edecektir.
Tüm insanlık için barış, huzur ve esenlik diliyoruz.
Saygılarımızla" denildi.(HABER MERKEZİ)

19 Eki 2022 - 11:57 Diyarbakir- Gündem --- Okunma



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbr Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbr Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbr Çaldıran editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbr Çaldıran değil haberi geçen ajanstır.