Leyla Zana, Orhan Doğan, Ahmet Türk’e idam isteyen DGM Başsavcısı öldü

Kürt siyasetçiler Leyla Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle ve Selim Sadak’ın da aralarında olduğu DEP milletvekilleri için idam isteyen, pek çok sembolik davaya bakan Eski Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Başsavcısı Nusret Demiral geçirdiği kalp krizi sonucu öldü.

Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin (DGM) en kritik davalara bakan sembol başsavcısı Nusret Demiral, geçirdiği kalp krizinin ardından kaldırıldığı hastanede öldü.

Demiral, Türkiye Birleşik Komünist Partisi liderleri Haydar Kutlu ve Nihat Sargın, DEP’li milletvekillerinin davaları, Doç. Dr. Bahriye Üçok, Prof. Dr. Muammer Aksoy, Uğur Mumcu cinayetleri ve Madımak katliamı gibi birçok sansasyonel davada savcılık görevini üstlendi.

Leyla Zana, Orhan Doğan, Hatip Dicle’nin idam edilmesini istedi

DGM Başsavcısı Nusret Demiral Meclis’te Kürtçe yemin eden, Kürt sorununu gündemleştiren DEP’li milletvekilleri içinde idam cezası talep etmişti.

Demiral, Orhan Doğan’la birlikte aynı zamanda DEP Genel Başkanı olan Diyarbakır Milletvekili Hatip Dicle, Leyla Zana, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Selim Sadak ve Mahmut Alınak’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması amacıyla TBMM’ye fezleke gönderdi.

Bu isimlerin yasama dokunulmazlıkları, 2 Mart 1994 günü yapılan Meclis oturumunda kaldırıldı.

Zana’nın TBMM kürsüsünde Kürtçe yemin etmesiyle başlayan süreçte Demiral devreye girerek haklarında yakalama kararı çıkarttığı milletvekillerini gözaltına aldırabilmek için TBMM’nin çevresinde 19 saat soyunca terörle mücadele polislerini bekletti.

Gazeteci Gökçer Tahincioğlu’nun aktardığına göre Demiral, bu konuya ilişkin verdiği röportajda, o dönemi şöyle anlattı:

“İdam edilmelilerdi”

“Zaten PKK hakkında soruşturma yapıyorduk. PKK'nın, idari ve siyasi kanadı var. Siyasi kanat olarak çalıştırılacaklar 91'de "Meclise girelim. Kendimizi açıklayalım" dediler. Adaylıklarını dahi PKK tespit etti. Seçilinceye kadarki konuşmaları teybe, videoya alındı. "Kürtçe yemin edeceğiz" dediler. Yemin olayı olmasa da yine dokunulmazlıklarının kaldırılmasını isterdim. Hüsamettin Cindoruk arkadaşımız karşımıza dikildi. "Kürsü sorumsuzluğu vardır" dedi. Yeminde olmaz.

Mesela kanunla ilgili bir görüşmede olsaydı olurdu. Ayrıca yeminle ilgili bir soruşturma yapmadık. Daha önce bildiri okudular, konuşmalar yaptılar. PKK'yla ve Öcalan'la daima teşriki mesai yaptılar. Hepsi elimizdeydi. Mahkûmiyet kararı da oradan çıktı. Polis kapıda dışarıdan bir taarruz için beklemiştir. İçerdeki hadise için değil. Bilinçsiz düşünce. Polis korumak için ablukaya alır. Meclise baskı yapmak için almaz.”

 “İdam cezası verilmiş olsaydı devlet gücünü gösterecekti”

Demiral’a göre, 10 yıl cezaevinde kalan DEP’lilerin ‘cezasını yeterince çekmediğini’ savunmuş, şöyle demişti:

 “Biz devleti bu kişilerin tehlike içine çektiğini tespit ettik. İdam istedik. İdam cezası verilmiş olsaydı devlet gücünü gösterecekti. Devletin gücü çok sathi kaldı. (İdam edilmeleri mi gerekirdi diyorsunuz?) Tabii, tabii tabii... (Hepsi mi?) Mahkemenin tayin edeceği kişiler. Hepsi için bir şey söyleyemem. Binlerce insanımız şehit edilmişti. Devlet daima gücünü gösterecekti.”


"Madımak bir tahrik sonucu oldu" sözlerini de sarf eden Nusret Demiral emekli olduktan sonra ise Milliyetçi Hareket Partisi'nden siyasete girdi. 1995 yılındaki genel seçimlerde MHP'den milletvekili adayı oldu.

“Ezan Türkçe okunsun” talebi

Seçim sürecinde "Cumhuriyetimizin ilk dönemlerinde olduğu gibi ezan Türkçe okunsun" diyerek bütün dikkatleri üzerine çekmişti.

Bu genel seçimlerde MHP baraj altı kaldı. MHP yönetimi baraj altı kalmasında  Nusret Demiral'ın bu çıkışının etkili olduğunu düşünerek Nusret Demiral'ı disiplin kuruluna vermişti.

Bu süreçten sonra Nusret Demiral aktif siyaseti bırakıp, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalıştı.

Nusret Demiral kimdir?

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Nusret Demiral, Torul, Alapaşa, Bafra, Samsun Savcılıklarında bulundu. Adalet Bakanlığı Ceza işleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Tetkik Hakimliği görevi de yapan Demiral, daha sonra Ankara Cumhuriyet Başcavcı yardımcılığı yaptı. Demiral'ın üstlendiği en önemli görev ise Mayıs 1984'ten 1995'e kadar yürüttüğü DGM (Devlet Güvenlik Mahkemesi) Başsavcılığı görevi idi.

Demiral bu görevleri süresince bir çok önemli davanın da savcılığını üstlendi. Ankara'da işlenen pek çok faili meçhul cinayetin meşhur savcısı Demiral, Deniz Gezmiş ve Yusuf Arslan'ı da sorgulamıştı.

Demiral'ın üstlendiği bazı görevler:

Deniz Gezmiş ve Yusuf Arslan'ın sorgulanması
TBKP liderleri Haydar Kutlu ve Nihat Sargın hakkındaki dava,
DEP'li milletvekillerinin davaları,
Doç. Dr. Bahriye Üçok , Prof. Dr. Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu başta olmak üzere Ankara'da işlenen 15 faili meçhul cinayet
ODTÜ'nün aranması konusunda dönemin rektörü Erdal İnönü ile de karşı karşıya gelen Demiral, 2006 yılında Aksiyon'a verdiği röportajda ODTÜ'deki "Devrim" yazılarından ne kadar rahatsız olduğunu anlatmıştı.
Üniversite öğrenciliği sırasında Necip Fazıl Kısakürek ile tanıştığını ve tüm kitaplarını okuduğunu söyleyen Demiral, emekli olduktan sonra MHP'den Ankara milletvekili adayı oldu. Seçim konuşmaları sırasında ezanın Türkçe okunması yönünde görüş bildiren Demiral'ın bu görüşü parti içinde ve dışında tepkilere neden oldu. Görüşlerini tekzip etmesine karşın, MHP'nin 19. Dönemde meclis dışında kalmasından sorumlu tutularak Disiplin Kurulu'na verildi.

Rudaw

06 Haz 2022 - 10:25 Diyarbakir/ Dicle- Gündem --- Okunma



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Hbr Çaldıran Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Hbr Çaldıran hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Hbr Çaldıran editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Hbr Çaldıran değil haberi geçen ajanstır.